Google

17/4/2009

AKP bu seçim sonucuna sevinçten takla atmalı!

AKP sevinçten takla atmalı

 

 

Gülüm Dağlı 

gulumdagli@gmail.com

Deniz Baykal, “AKP ile gelen APS ile gider” demişti ama görünen o ki, APS ile gitmese bile, bir PTT Kargo olsun, bir Pamukkale Turizm olsun; o tarz bir şeyle yola çıkmış gibi görünüyor. Yalnız bu “Abbas yolcu” olayını çok abartmamak lazım. Yola çıkmış olmak, yolun sonuna geleceğimizi hiçbir zaman garanti etmiyor ne yazık ki. Muhsin Yazıcıoğlu örneğinde de gördüğümüz gibi…  

Açıkçası ben bu ‘gidicilik’ meselesine çok da inanmıyorum. Nihayetinde yüzde 39 yüzde 23’ten çok daha büyüktür ve sonucu yüzde 39’luk oy oranına sahip parti, gayet ‘açık ara farkla’ kazanmış demektir. Bu sonuca bakıp da nasıl “seçmen Tayyip Erdoğan’a sandıkta tokat attı” filan diyorlar, hiç anlamadım. Adam kazanmış işte, neyin tokadı ki bu? “Seçim kıran kırana, nefes nefese geçti” diyorlar mesela, hiç de öyle bir şey yok halbuki. Oy sayımının başından sonuna kadar İstanbul’da da, Ankara’da da AKP öndeydi. Bunun neresi nefes kesiyor? Bana sorsaydınız söylerdim, “AKP alır” diye. Boşu boşuna heyecanlanmışsınız.  
AKP’nin başında olsam bu sonucu çok beğenirdim, hatta sevinçten taklalar atardım; heyecansa öyle bir heyecan, bir kez daha zafere ulaşma heyecanı… Üstelik bu kadar mesele yaratılmasına rağmen! Düşünsenize; insanları böyle sefil bir hale getirmişsiniz, zam üstüne zam yapmışsınız, her şeyi satıp savurmuşsunuz, türlü türlü dolaplar çevirmiş, kendi adamlarınızı sorgusuz sualsiz devletin en büyük kademelerine atamışsınız. Bütün bunlara rağmen yüzde 39 oy oranıyla yine galip çıkmışsınız. Daha ne olsun? Bundan iyisi can sağlığı.

İşin komik tarafı her partinin, sanki seçimden kendileri galip çıkmış gibi davranıyor olması. Mesela benim en eğlenceli bulduğum lider Deniz Baykal, “Oylarımızı arttırdık, seçimden başarıyla çıktık” tarzı bir açıklama yaparken gayet ciddiydi. Yüzde iki fazla oy aldı diye, seçimden başarıyla çıktığını sanıyor; çok üzülüyorum. Bunu TKP, LDP filan söylese sahiden başarı olarak göreceğim de, koskoca CHP’nin yüzde 2’lik artışı başarı olarak nitelendirmesi üzücü değil de nedir? Bu kadar mı düştünüz, bu kadar mı umutsuzsunuz, hedefleriniz bu kadar küçük mü artık? Kaldı ki böyle küçük oynayan bir parti, bir dahaki seçimlerde AKP’yi sollayacak! Ben buna gülüyorum, benden başka kimsenin gülmemesine de şaşırıyorum. Öyle inanıyorlar ki CHP’ye… Gümbür gümbür geliyormuş gibi, bir de Kemal Kılıçdaroğlu başa geçerse, kimse CHP’yi tutamazmış gibi…


Hiçbir şey değişmedi

29 Mart’ta hem çok heyecanlı, hem de çok neşeliydim ben. Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanacağına inanacak kadar delirmediğim için, heyecanımın sebebi tamamen muhtarlık seçimleriyle alakalıydı. Bizim mahallenin muhtarı ben kendimi bildim bileli değişmiyor çünkü. Ne zaman gitsem küçük ısıtıcısını ayaklarının dibine almış, sakallarını ovuştururken görüyorum. Bir şey sorduğumda, kadın olduğum için bana cevap vermiyor. Kadınlarla başörtülü, göz teması kurmaktan çekinen hanımlar ilgileniyor. Bir de nasıl gül suyu kokuyor içerisi anlatamam size... Ani bir refleksle öksürmeye başlıyorsunuz. Öksürürken kafanızı çevirdiğiniz yerlerde, Hz. Muhammed’in çerçeveletilmiş sözleri, tespihler, sureler ve ayetler görüyorsunuz. Kıytırık bir ikametgah senedi yüzünden insanın hayata bakışı değişiyor! Dışarı çıktığınızda, “hayat ne kadar boş anasını satayım” minvalinde yüzeysel bir nihilizm buhranına kapılmamak mümkün değil.  
Benim desteklediğim muhtar adayı, şimdiki muhtarın en yakın rakibiydi. Genç ve tabii daha ‘çağdaş’ bir izlenim vermişti bana. Mavi zarfa adının olduğu kağıdı güzelce katlayıp koydum. Turuncu zarf için elime tutuşturulan üç ayrı kağıdın ne olduğunu, çoğu insan gibi ben de anlamadım. “İl genel meclisi”nin ne demek olduğunu iddia ediyorum ki halkın yüzde 90’ı bilmiyor. Seçeceğimiz adamlar kimdir, nedir, ne iş yapacaklar; hiçbir fikrimiz yok. Oy verdiğimiz partinin üzerine damgayı basıp geçiyoruz ama aslında neye oy verdiğimizi bilmiyoruz…  
29 Mart’ta değişmesini istediğim hiçbir şey değişmedi. Muhtarımız dahil.

Bari şu sandıklar da değişsin!


Artık muhtardan ve başkanlardan umudu kestim, bari şu yaşlı ve kokuşmuş sandıklarımız değişse diyorum! Var Mısın Yok Musun’daki kutular bile, seçim sandıklarımızdan daha kaliteli yahu. Zaten niye hala sandık kullandığımızı da anlamıyorum ki. Her işimizi internetten, gayet güvenli yollarla hallederken; oy kullanmak için kara kuru sandıkların başına geçmek, sonra bir de o sandıkların kaybolduğunu, çalındığını görmek seçmene güvensizlikten başka bir şey vaat etmiyor. İnternetten de yapılabilir bu iş. Hatta şimdikinden daha güvenli bir şekilde yapılabilir... Gerçi parmak boyası eşiğini daha yeni atlatmışken, benim söylediğim burjuva teknolojisi tadı veriyor. Belki o günlere çocuklarımız yetişir, kimbilir…

AKŞAM

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kategori: (yorum) :: Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!



A
H
M
E
T
B
A
B
A

B
L
O
G

Sende internette yerini al Türkticareti kullan


AKILDA KALANLAR

Erkekleri anlama klavuzu
3090 kişiyle yattı
İngilizlere göre ihanet kadının geninde var
Vurma zavallı eşeğe
Dizel otomobil neden çok yakıt harcar.


H
O
Ş

G
E
L
D
İ
N
İ
Z

A
H
M
E
T
B
A
B
A

B
L
O
G

KATEGORİLER

Anne ve bebeği
Bilim ve Teknik
Eğitim
Kadın
Magazin
Moda
Sinema
Sosyete

Blogcu ile yapıldı