Google

Yüksek tansiyonu düşürmek için zeytin yaprağı çayı

17/4/2009
Yüksek tansiyonu düşürmek için zeytin ağacının yapraklarından çay yapılır. Taze ya da kuru 1 tutam zeytin yaprağını 300 gr. suda 15 dakika kaynattıktan sonra, süzüp, şeker ilave ederek 15 gün boyunca her sabah akşam sıcak içmek yararlı olur.

Soyun soyun bu ne ya üşüdüm oyunculuğu bıraktım

17/4/2009

Soyun soyun üşüdüm oyunculuğu bıraktım

LALE Mansur, mekanist.net adlı internet sitesine oyunculuğu bıraktığını, bundan sonra emlakçılık yapacağını açıkladı. Mansur, verdiği röportajda bunun gerekçesini ise şöyle açıkladı, 'Artık oyunculukta para yok. Bu birinci nedendi. İkincisi o kadar çok makyaj yapılıyordu ki, cildim bozuldu. Bir de filmlerimde sık sık soyunduğum için üşümeye başlamıştım' dedi. Ancak Mansur'un röportaj videosunun ilerleyen bölümlerinde söyleşinin 1 Nisan şakası olduğu ortaya çıktı.

AKP bu seçim sonucuna sevinçten takla atmalı!

17/4/2009

AKP sevinçten takla atmalı

 

 

Gülüm Dağlı 

gulumdagli@gmail.com

Deniz Baykal, “AKP ile gelen APS ile gider” demişti ama görünen o ki, APS ile gitmese bile, bir PTT Kargo olsun, bir Pamukkale Turizm olsun; o tarz bir şeyle yola çıkmış gibi görünüyor. Yalnız bu “Abbas yolcu” olayını çok abartmamak lazım. Yola çıkmış olmak, yolun sonuna geleceğimizi hiçbir zaman garanti etmiyor ne yazık ki. Muhsin Yazıcıoğlu örneğinde de gördüğümüz gibi…  

Açıkçası ben bu ‘gidicilik’ meselesine çok da inanmıyorum. Nihayetinde yüzde 39 yüzde 23’ten çok daha büyüktür ve sonucu yüzde 39’luk oy oranına sahip parti, gayet ‘açık ara farkla’ kazanmış demektir. Bu sonuca bakıp da nasıl “seçmen Tayyip Erdoğan’a sandıkta tokat attı” filan diyorlar, hiç anlamadım. Adam kazanmış işte, neyin tokadı ki bu? “Seçim kıran kırana, nefes nefese geçti” diyorlar mesela, hiç de öyle bir şey yok halbuki. Oy sayımının başından sonuna kadar İstanbul’da da, Ankara’da da AKP öndeydi. Bunun neresi nefes kesiyor? Bana sorsaydınız söylerdim, “AKP alır” diye. Boşu boşuna heyecanlanmışsınız.  
AKP’nin başında olsam bu sonucu çok beğenirdim, hatta sevinçten taklalar atardım; heyecansa öyle bir heyecan, bir kez daha zafere ulaşma heyecanı… Üstelik bu kadar mesele yaratılmasına rağmen! Düşünsenize; insanları böyle sefil bir hale getirmişsiniz, zam üstüne zam yapmışsınız, her şeyi satıp savurmuşsunuz, türlü türlü dolaplar çevirmiş, kendi adamlarınızı sorgusuz sualsiz devletin en büyük kademelerine atamışsınız. Bütün bunlara rağmen yüzde 39 oy oranıyla yine galip çıkmışsınız. Daha ne olsun? Bundan iyisi can sağlığı.

İşin komik tarafı her partinin, sanki seçimden kendileri galip çıkmış gibi davranıyor olması. Mesela benim en eğlenceli bulduğum lider Deniz Baykal, “Oylarımızı arttırdık, seçimden başarıyla çıktık” tarzı bir açıklama yaparken gayet ciddiydi. Yüzde iki fazla oy aldı diye, seçimden başarıyla çıktığını sanıyor; çok üzülüyorum. Bunu TKP, LDP filan söylese sahiden başarı olarak göreceğim de, koskoca CHP’nin yüzde 2’lik artışı başarı olarak nitelendirmesi üzücü değil de nedir? Bu kadar mı düştünüz, bu kadar mı umutsuzsunuz, hedefleriniz bu kadar küçük mü artık? Kaldı ki böyle küçük oynayan bir parti, bir dahaki seçimlerde AKP’yi sollayacak! Ben buna gülüyorum, benden başka kimsenin gülmemesine de şaşırıyorum. Öyle inanıyorlar ki CHP’ye… Gümbür gümbür geliyormuş gibi, bir de Kemal Kılıçdaroğlu başa geçerse, kimse CHP’yi tutamazmış gibi…


Hiçbir şey değişmedi

29 Mart’ta hem çok heyecanlı, hem de çok neşeliydim ben. Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanacağına inanacak kadar delirmediğim için, heyecanımın sebebi tamamen muhtarlık seçimleriyle alakalıydı. Bizim mahallenin muhtarı ben kendimi bildim bileli değişmiyor çünkü. Ne zaman gitsem küçük ısıtıcısını ayaklarının dibine almış, sakallarını ovuştururken görüyorum. Bir şey sorduğumda, kadın olduğum için bana cevap vermiyor. Kadınlarla başörtülü, göz teması kurmaktan çekinen hanımlar ilgileniyor. Bir de nasıl gül suyu kokuyor içerisi anlatamam size... Ani bir refleksle öksürmeye başlıyorsunuz. Öksürürken kafanızı çevirdiğiniz yerlerde, Hz. Muhammed’in çerçeveletilmiş sözleri, tespihler, sureler ve ayetler görüyorsunuz. Kıytırık bir ikametgah senedi yüzünden insanın hayata bakışı değişiyor! Dışarı çıktığınızda, “hayat ne kadar boş anasını satayım” minvalinde yüzeysel bir nihilizm buhranına kapılmamak mümkün değil.  
Benim desteklediğim muhtar adayı, şimdiki muhtarın en yakın rakibiydi. Genç ve tabii daha ‘çağdaş’ bir izlenim vermişti bana. Mavi zarfa adının olduğu kağıdı güzelce katlayıp koydum. Turuncu zarf için elime tutuşturulan üç ayrı kağıdın ne olduğunu, çoğu insan gibi ben de anlamadım. “İl genel meclisi”nin ne demek olduğunu iddia ediyorum ki halkın yüzde 90’ı bilmiyor. Seçeceğimiz adamlar kimdir, nedir, ne iş yapacaklar; hiçbir fikrimiz yok. Oy verdiğimiz partinin üzerine damgayı basıp geçiyoruz ama aslında neye oy verdiğimizi bilmiyoruz…  
29 Mart’ta değişmesini istediğim hiçbir şey değişmedi. Muhtarımız dahil.

Bari şu sandıklar da değişsin!


Artık muhtardan ve başkanlardan umudu kestim, bari şu yaşlı ve kokuşmuş sandıklarımız değişse diyorum! Var Mısın Yok Musun’daki kutular bile, seçim sandıklarımızdan daha kaliteli yahu. Zaten niye hala sandık kullandığımızı da anlamıyorum ki. Her işimizi internetten, gayet güvenli yollarla hallederken; oy kullanmak için kara kuru sandıkların başına geçmek, sonra bir de o sandıkların kaybolduğunu, çalındığını görmek seçmene güvensizlikten başka bir şey vaat etmiyor. İnternetten de yapılabilir bu iş. Hatta şimdikinden daha güvenli bir şekilde yapılabilir... Gerçi parmak boyası eşiğini daha yeni atlatmışken, benim söylediğim burjuva teknolojisi tadı veriyor. Belki o günlere çocuklarımız yetişir, kimbilir…

AKŞAM

'Öpüşüp yiyişemezsek kafayı yerim'

14/4/2009
Ne zaman nerede ne konuşacağını bilmeyen gazeteci müsveddesi Hürriyet yazarı Ayşe Arman, çirkin sözlerle yine ortalığı karıştırdı.


Aykırı olduğu kadar edepsizliğiyle de ün salan Hürriyet yazarı yazarı Ayşe Arman, Cumartesi günü yaptığı ve çok ses getiren "Kocasını Fethulahçılara kaptıran kadın" röportajı ile ilgili eleştirilere cevap verdi. Arman, bu kez kendisini röportajdaki Leyla T.'nin yerine koydu ve böyle bir duruma tahammül edemeyeceğini yazdı. Arman'ın ağza alınmayacak sözlerini okuyanlar şok oldu. İşte "Ya benim kocam da Fethullahçı olur da 5 vakit namaza başlarsa" başlıklı yazısı...

SEVGİLİM 5 VAKİT NAMAZ KILMAYA BAŞLARSA..
Benim sevgilim, birdenbire 5 vakit namaz kılmaya başlasa... "Milk'i mi, Slumdog Millionaire'i mi izleyelim?" diyen adam, beni zorlamasa ama "Bu akşam Fethullah Gülen Efendi'nin CD'sinde karar kıldım" dese, derbi maçı izler gibi ekrana kilitlense...

ÖPÜŞEMESEK, YİYİŞEMESEK
Kuran'ı elinden hiç düşürmese... Alya'nın sorduğu her soruya, "Peygamber efendimiz diyor ki" diye yanıt verse... Kirli sakal olayına girse...Kılık kıyafeti değişse...Karşılıklı içki içip, çipil çipil birbirimize bakıp, öpüşemesek, yiyişmesek... (Evet üzgünüm bazen yiyişiyoruz da!) Ona "Ayıp!" dese, buna "Uygun düşmez!" dese...Seksten, fantezilerden, ondan, bundan ürkse, "Haram!" dese... Hayatını, tamamen dini esaslara göre şekillendirse... Bir öteki dünyadır tutturmuş gitse...

BEN KAFAYI YERİM
Ben size bir şey söyleyeyim mi? Leyla K. yine iyi, sadece bunalıma girmiş. Ben kafayı yerim! Ama...Bir "pilatestir" tuttursa ya da "yoga"... Sabah akşam "Budha"dan söz etse de...Öyle hissederim."Bu, benim yola çıktığım adam değildi" derim. "Hangi duygusu eksikti, buna yöneldi?" diye merak ederim.

HEM NAMAZ KILIP HEM BARA GİDİLEMİYOR MU
Bunun bir ortası olamıyor mu? Hem namaz kılınıp hem bara gidilemiyor mu? Hem umre hem Vatikan yapılamıyor mu? Hem seksten hoşlanıp hem dua edilemiyor mu? Biz dünyaya sadece ibadet etmek için mi geldik? Niye hazlardan uzak durmak gerekiyor? Tahmin edeceğiniz üzere bu meseleyle ilgili, inanılmaz çok mail aldım. Bir kısmını okuyunca gözlerim yuvalarından fırladı.

DİNSİZ İMANSIZ İLAN EDİLDİM
Yok efendim, kadın kendisi itiraf ediyormuş, koca, eskiden bohem yaşıyormuş da, Soho barlarına gidiyormuş da, (zannedersiniz ki bara gitmek günahların en büyüğü, müthiş bir yozlaşma, düşük ahlak, filan falan) şimdi doğru yolu bulmuş. Delirdiniz mi? Bara gitmek niye günah olsun?Gidin gitmeyin beni hiç ilgilendirmiyor da... Gözünüzü seveyim, gidenlere bu alemde kaybolmuş Kibritçi Kız muamalesi çekmeyin.
O mail'lerden ben de nasibimi aldım tabii. Bir kere daha dinsiz, imansız ilan edildim. Ayıp oluyor ama...

EVET TANRI VAR AMA..
Arkadaşlar! Ben de bir Yaradan olduğuna inanıyorum. Bunun için sürekli dini kitaplar okumam, duaları, hadisleri, ayetleri bilmem gerekmiyor. Ben doğum yaşadım, kızımı kucağıma aldım, o zaman da hissettim, Tanrı var. Babamın ölümünde de hissettim. Eskisine göre çok daha güçlü hissediyorum, belki de yaşlanıyorum. Kızacaksınız ama O'ndan korkmuyorum, seviyorum. Daha fazla kızacaksınız ama O'nun da beni sevdiğine inanıyorum.

Doğa, benim için O'nun varlığının en büyük göstergesi. Ormana bak, denize bak, günbatımına bak, yere eğil karıncalara bak...Maldivler'de suyun altında bile, "Bunların hepsi senin eserin!" dedim, bütün o canlılar, balıklar olağanüstüydü... Renkleri... Şekilleri... Tüm bunların tesadüf olabilmesi mümkün değil, insanın bir Yaradan olduğundan şüphe etmesi de imkan dahilinde değil. Tanrı var. Ama benim bir aracıya ihtiyacım yok!

DİN BENİM İÇİMDE
İyi insan olmaya çalışıyorsam, sevginin gücüne inanıyorsam, din benim içimde... Diye düşünüyorum. Lafı çok uzattım ama benim gibi düşünen sevgilim, bir gün tamamen farklı düşünmeye başlarsa... Şaşırırım, afallarım.Onun bir cemaate girmek nasıl en doğal hakkıysa... Benim de bunalıma girmek en doğal hakkım! Anlatabiliyor muyum?

Günde 19 lira taksitle ev

14/4/2009
Günde 19 lira taksitle ev Topkapı İnşaat, günde 19 liradan başlayan taksit ve 120 ay vade ile satış kampanyası başlattı.


Topkapı İnşaat, Esenyurt Orion Park projesinde, sınırlı sayıda daire için, yüzde 60 peşinatı teslim sırasında ödenmek üzere, günde 19 liradan başlayan taksit ve 120 ay vade ile satış kampanyası başlattı.

Esenyurt Orion Park'ta 406 konutluk projenin ilk etabının satış kampanyasını tanıtmak amacıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Topkapı İnşaat Üst Yöneticisi (CEO) İnanç Kabadayı, 65 bin metrekare kapalı alana sahip projede konutların yanı sıra 17 müstakil ofis ve 41 dükkan yer aldığını, projenin 8 bloktan oluştuğunu söyledi.

TESLİMAT 2009 SONUNDA
Projenin teslimatını 6 ay erkene çekerek 2009'un sonunda yapacaklarını ifade eden Kabadayı, yüzde 70'i tamamlanmış evleri günde 19 lira taksitle, sıfır faiz, sıfır peşinat ve hemen tapu ile satışa sunduklarını, maketten değil bitmiş daireleri sattıklarını belirtti.

Kabadayı şunları kaydetti: "Kampanyada yüzde 60'ı teslimatta peşin ödenmek üzere 1+1 daireler için 120 ay vadede günlük ödeme planı 19 lira, 2+1'lerde 27 lira, 3+1'lerde ise 30 lira. 1+1 dairelerin fiyatı 89 bin 500 ile 99 bin 500 lira arasında, 2 1 dairelerin fiyatı 125 bin 500 ile 155 bin 500 lira arasında, 3+1 dairelerin fiyatı da 142 bin 25 ile 187 bin lira arasında. Ofisler ise 232 bin 550 lira ile 281 bin 500 lira fiyat aralığında. Ortalama metrekare fiyatları bin 300 lira.'

YÜZDE 60 PEŞİNAT TESLİMATTA
Yüzde 60 peşinatın konut teslimatında alınacağını belirten Kabadayı, ayrıca yüzde 30 peşin olmak üzere 12 aya kadar sıfır faiz 60 aya kadar da yüzde 1,07 faiz oranı ile ödeme seçeneği bulunduğunu, yüzde 30 peşinatın yine dairenin teslimat zamanına bırakıldığını kaydetti.

Kabadayı, kampanyanın projedeki 45'i 1+1, 55'i de 2+1 olmak üzere 100 daire ile 14 ofis ve 23 dükkanı kapsadığını, kampanyanın seçimlerden sonra başlayacağını, projenin ikinci etabının satışına ise mayıs ayında başlanacağını bildirdi.


"Bin kişiye istihtam sağlandı"
Esenyurt'ta Orion Park projesinin yanı sıra Sarıyer'de inşaatı devam eden Şifasuyu Konakları projelerinin bulunduğuna da işaret eden Kabadayı, 13 bin metrekare arsa üzerine 7 blok ve 36 konuttan oluşan Şifasuyu Konakları projelerinin yüzde 95'inin satıldığını, sadece 5 dubleks dairenin alıcı beklediğini belirtti.
Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Kabadayı, projelerine talebin hiçbir zaman durmadığını, krizin büyük bir etkisini yaşamadıklarını söyledi.

İnanç Kabadayı, "Projemize talep hiçbir zaman durmadı, sadece müşteri sayısında azalma oldu. Ancak son bir aydır canlanma var. ABD'den gelen iyi haberlerle ve seçimlerin belirsizliğinin kalkmasıyla birlikte gayrimenkulde kısa sürede bir canlılık olacağını bekliyorum" şeklinde konuştu.

KDV İNDİRİMİ FİYATARA YANSIDI
Kabadayı, KDV indirimiyle birlikte satışa sundukları dükkanların fiyatında 50-60 bin liralık fark oluşacağını, villalarda ise KDV indiriminden dolayı 120 bin liraya varan avantajlar sağlanacağını kaydetti. İnanç Kabadayı, 2009 yılında 150 milyon lira ciro hedeflediklerini de sözlerine ekledi.

Hürriyet Emlak

Emlak alırken nelere dikkat etmeli?

14/4/2009
Gayrimenkul sektörüne yatırım yapmak için en uygun zaman. Peki emlak alırken nelere dikkat etmemiz gerekiyor?
14.04.2009 07:45:00
Türkiye Tüm Emlak Müşavirleri Federasyonu Başkanı Hacı Ali Taylan, hükümetin ekonomiyi canlandırmak üzere aldığı önlemlerin de katkısıyla gayrimenkul sektörüne yatırım yapmak için en uygun zaman olduğunu söyledi.

Ankara Tüm Emlakçılar Meslek Esnaf Odası Başkanı da olan Taylan, gayrimenkul sektörünün bugünü ve geleceği üzerine sorularımızı yanıtladı.

Küresel mali krizin yansımaları niteliğinde, emlak sektörünün durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gayrimenkul sektörü şu an çok kötü bir durumda değil. Dün de değildi, bugün de değil bana göre. Şimdi çıkın 50 metre ileride tapu dairesi var. Gidin kalabalığa bakın. Tabi herkes kalabalığa da kılıf buluyor. Kimi diyor ki, kat mülkiyetine geçişin kalabalığı. Kimi diyor ki tapu harçları düştü, herkes devir yapıyor. İşin olumlu yönünü çok fazla görmemeye çalışıyorlar. Ama gayrimenkul sektörü kötü bir noktada değil.

Emlak piyasası 2008 rakamları son derece iyi çıkmıştı. Daha 2009 un ilk 3 ayını almadık. 10-15 gün içerisinde çıkar. Ama ben iddialıyım, 2009 un ilk 3 ay rakamlarının 2008 rakamlarının altında olmayacağını, aksine fazla çıkacağını düşünüyorum. Yani piyasada insanların kendi aralarında konuştuğu kadar, gayrimenkul sektörü çok kötü bir durumda değil. Gayrimenkul sektörü iyi bir durumda. Sayın Başbakanımız bu kriz psikolojik diyordu. Aynen katılıyorum gayrimenkul konusunda. Tabi sanayide sıkıntılar, daralmalar var, ihracatta azalmalar var, bu konuda tabi ki kimsenin itiraz etmesi söz konusu değil. Ama gayrimenkul sektöründe çok ciddi bir daralma söz konusu değil. Yeni yapılanlarda belki gerek fiyatlar açısında, gerek bölgesel açıdan biraz satışlarda durgunluk olabilir ama ikinci el konut satışlarında bir durgunluğu ben çok fazla gözlemlemedim.

Net şekilde söylemek gerekirse gayrimenkul almanın zamanı geldi diyebilir miyiz?

Dönüp dönüp aynı şeyi söylüyoruz: gayrimenkul almak için çok doğru bir zaman. Konut kredi faizleri çok uygun hale geldi. Vatandaşlarımız bu fırsatı kaçırmaması lazım. Aylık 1.29’lara, 1.26’lara kadar düşen konut kredi faizleri var ki bu çok önemli bir şey. Demek ki kriz olmadığında bu rakamlar 0.60’lara, 0. 50’lere kadar düşecek demektir. Vatandaşların şöyle bir şansı da var: bugün 1.26 ile aldığımız konut kredisini ilerde faizler düştüğünde uyarlayabiliyorsunuz. Yeniden yapılandırma şansınız var. Ama burada önemli olan konut kredileri hızla düşmeye başladığında bu sefer gayrimenkul fiyatlarında bir yükselmenin söz konusu olması. O fiyatlar yükselmeye başladığında, o arada ki banka faizi ile konutun yükseldiği fiyat arasında çok ciddi bir uçurum oluşuyor. Dolayısıyla vatandaşımız böyle bir sıkıntı yaşamasın. Yani hem konut kredileri açısından, bankalar açısından çok uygun bir dönem, fiyatlar açısından çok uygun bir dönem, hem de zaman olarak, mevsim olarak çok uygun bir dönem. Her anlamda gayrimenkul almak için çok doğru bir dönem olduğunu düşünüyorum. 6 ay önce de böyle diyordum, 1 yıl önce de diyordum, bugün de böyle diyorum.

Çünkü bizim insanımız gayrimenkulü yatırım olarak fazlasıyla benimsemiştir. Her zaman başını sokacak bir yuvaya sahip olmak ister. Güzel bir yatırım aracı olduğunu görmüştür. Borsa bir iner, bir çıkar. Demek ki vatandaşta da para var. Kriz var diyorduk, bakın arabaya ÖTV indirimi geldi. Ne olacak 30bin liralık arabada 3bin lira indirim oluyor. Şimdi araba firmaları 45 gün sonrasına randevu veriyor. Neden? Çünkü araba kalmamış. Demek ki yastık altlarında ve banka mevduatlarında ciddi paralar hala söz konusu. Biz de bankacılarla görüşmelerimizde Türkiye’de ciddi bir mevduatın olduğu söyleniyor. Yani vatandaşımızın elinde gayrimenkul almak için para mevcut ama işte bu psikolojiyi yenmek, bu olumsuz konuşmaları ortadan kaldırmak gibi bazı şeyleri yapmak gerekiyor. Onun içinde bizimde bu konu ile ilgili özellikle sivil toplum örgütlerinin başında olan insanların, mesleki sorumluluk içinde, toplumsal duyarlılık içinde demeç vermeleri gerektiğini, bir kriz var deyip arkasına sığınmalarının yanlış olduğunu düşünüyorum.

Peki yatırım amaçlı konut almak isteyenlere hangi bölgeleri önerirsiniz?

Elinizdeki maddi gücünüzle yani maddi imkânlarınız ile ilgili. Ne kadar paranız varsa ona göre konut alıp, ona göre kiraya verebilirsiniz. Arsa almak belki biraz daha cazip olabilir. Ama arsa almak daha profesyonel bir iştir. Vatandaşımızın arsayı kendi başına alması risklidir. Gayrimenkul işlerinizde mutlaka kayıtlı emlak müşavirleriyle çalışmalısınız. Onlara vereceğiniz komisyonu asla gözünüzde büyütmeyin. Çok daha fazla kazanacaksınız. Hem alıcı hem satıcı açısından. Özellikle arsa konusunda yine gayrimenkul danışmanları ve emlak müşavirleri ile çalışmak, doğru yatırımı yapmanız için önem arz ediyor.

Ankara için 1+1’lik dairelerin yapılması uygun olur. Çünkü Ankara bir üniversite şehri ve bu tip projeler öncelikle öğrenciye hitap edebilir. Ama tabi burada fiyat ve lokasyon çok önemli. Şu anda Ankara’da 1+1 projeler çok yoğun değil. 1-2 tane Eryaman’a ve Çayyolu-Çınar Sitesi’nin karşısında yaptılar. Öğrenciye apart bir yer sunmak için uygun. Ama sadece yüksek gelir gurubuna hitap etmemeli.


Yabancıların ülkemizde mülk edinmesi ile ilgili bir artış olduğundan bahsediliyor. Ankara için durum nasıl?

Yabancıların Ankara ya pek fazla bir yatırımı yok. Anca görevleri dolayısıyla kiralama söz konusu olabilir. Ama yabancıların mülk alımı ile ilgili Türkiye’nin sahil şeridinde bir daralma var. Biliyorsunuz bir yasa çıktı, daha sonra iptal edildi. Geçtiğimiz aylarda bu tekrar düzeltildi. Bu yıl eğer doğru lanse edilebilirse, yabancı yatırımcılar özellikle sahil kesimlerimizde yatırım yapıyorlar. Ama çok fazla bir artış yok. 1,5, 2 yıldır da ciddi bir durağanlık söz konusuydu. Bunun yaşanan krizle herhangi bir ilgisi yok. Şimdi bu dönem o da açılır diye düşünüyorum.

Sabah
« Önceki :: Sonraki »

A
H
M
E
T
B
A
B
A

B
L
O
G

Sende internette yerini al Türkticareti kullan


AKILDA KALANLAR

Erkekleri anlama klavuzu
3090 kişiyle yattı
İngilizlere göre ihanet kadının geninde var
Vurma zavallı eşeğe
Dizel otomobil neden çok yakıt harcar.


H
O
Ş

G
E
L
D
İ
N
İ
Z

A
H
M
E
T
B
A
B
A

B
L
O
G

KATEGORİLER

Anne ve bebeği
Bilim ve Teknik
Eğitim
Kadın
Magazin
Moda
Sinema
Sosyete

Blogcu ile yapıldı