Google

Ankara'da Su Kesintileri ve Hastalık uyarısı

14/8/2007

Allahın sopası yok!

Ankara Melih Gökçek'ten çekmedi sudan çektiği kadar...!

Ankara'da Ağustos ayından itibaren uygulanacağı bildirilen su kesintilerinin insan sağlığına olumsuz etkilerinin önlenmesi açısından başta su depolarının bakım ve kontrolü olmak üzere bir takım önlemlerin alınması gerektiği bildirildi.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Şenol, su kesintilerinin her halükarda enfeksiyon riskini de beraberinde getireceğini söyledi.

Su kesintilerinin, depolarda bekleyen suların kullanılması gereğini ortaya çıkaracağını ifade eden Şenol, ''Burada suyun bekletildiği deponun üretildiği maddenin suya karışması riskinin bulunduğu gözden kaçırılmamalı'' diye konuştu.

Şenol, sağlıklı ve güvenilir su için alınması gereken önlemlerle ilgili şunlara dikkati çekti:''-Emniyetli su, içindeki mikroorganizma içeriği kabul edilebilir düzeyde olan sudur. Madem su kesintileri kaçınılmaz hale geldi, evlerde su kontrol sistemlerinin kurulması zorunludur. Su kontrol sistemi, kullanılan depolardaki suyun arsenik, bakteri ve kolibasili yönünden araştırılıp buna karşı önlemlerin alınmasını içerir.

-Ayrıca kullanılan depoların sık sık bakım ve onarımı yapılmalıdır.-Suyun sadece klorlanması da yeterli değildir. Ultraviyole ve ozonlama sistemi de mutlaka halka iyi anlatılmalıdır.

-Evlerde kullanılan sular mutlaka kaynatılmalı, renk ve kokusunda herhangi bir değişiklik meydana gelen sular kesinlikle kullanılmamalıdır.

-Enfeksiyonların önlenmesi açısından meyve ve sebzelerin yıkandığı, gıdaların temas ettiği suyun temiz olması çok önemlidir. Bunun için klor solüsyonları kullanılabilir. Bu yoksa meyve ve sebzeler, içine limon suyu ya da sirke damlatılmış 1 litre suda bekletildikten sonra tüketilebilir.''

Enfeksiyonların önlenmesinde mide asidinin yüksek tutulmasının da yararlı olduğunu ifade eden Şenol, ''Bunun için de özellikle çocuklara bolca limon suyu içirilebilir'' dedi.

En Fazla Neye Zaman Ayırıyoruz

14/8/2007

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK), 2006 yılında Türkiye genelinde ilk kez uyguladığı "Zaman Kullanım Anketi" sonuçlarına göre, en fazla zamanı uykuya ayırıyoruz.
TÜİK, 2006 yılında her ay ortalama 390 hane halkı olmak üzere, toplam 5 bin 70 hane halkına "Zaman Kullanım Anketi" uyguladı.

Araştırma, hane halklarında bulunan 15 ve daha yukarı yaştaki 11 bin 815 fert ile yapıldı ve bu fertlerin her birinden, hafta içi ve hafta sonu olmak üzere iki ayrı günde, 24 saat boyunca onar dakikalık aralıklarla yaptıkları faaliyetleri kaydetmeleri istendi.

Spora Sadece 7 Dakika Ayırıyoruz
Araştırma sonuçlarına göre, yılın tüm günleri hesaba katıldığında 15 ve daha yukarı yaştaki fertler günde ortalama 8 saat 32 dakikayı uykuya ayırırken, spor faaliyetlerine harcanan süre sadece 7 dakika olarak belirlendi.

Hane halkı ve ev bakımına erkekler günde 51 dakika zaman ayırırken kadınlar 5 saat 17 dakika ayırdı.

15 ve daha yukarı yaştaki fertlerin 24 saat boyunca yapmış oldukları faaliyetler incelendiğinde, çalışan erkeklerin günde ortalama 6 saat 8 dakikayı, kadınların ise ortalama 4 saat 19 dakikayı ekonomik bir işte çalışmaya ayırdığı görüldü.

Televizyon seyretme, kitap, gazete vb. okuma gibi faaliyetlere çalışan kadınlar sadece 1 saat 34 dakika ayırırken çalışmayan kadınlar 2 saat 18 dakika ayırdı. Çalışmayan erkeklerin ayırdığı süre ise 3 saat 12 dakika oldu.
 

Erkekleri anlama klavuzu

1/8/2007
Araştırmalara göre erkekler incinmekten ve zayıf görünmekten korktukları için kaçış yolu olarak susmayı ya da umursamaz görünmeyi tercih ediyor. Peki sorunun kaynağında neler yatıyor? Sebebini bilmeniz, çözümünü bulmamıza yardımcı olur. Önereceğimiz yöntemleri siz de deneyin ve erkeğinizin dilini çözün.

Doğru kelimeleri seçin

Sevgilinize en iyi arkadaşınızla yaşadığınız tartışmayı ya da annenizin rahatsızlığını anlatmak istiyorsunuz. O ise konuya hiç bulaşmadan "Telaşlanma, zamanla düzelir" diye geçiştiriyor. Erkekler, bir kadın için dert ortağı olma yönünde fazlasıyla aciz kalıyorlar. Kadın acılarından bahsederken, erkek bırakın yorum yapmayı dinleyemiyor bile. O zaman ona içinizden geçenleri doğru kelimelerle ve eksiksiz olarak anlatın. Ancak bunu yaparken temkinli davranın. Örneğin: "Hakemin yanlış kararı yüzünden doğru düzgün uyuyamadım. Bunun nasıl bir şey olduğunu sen bilir misin?" diye söze başlarsanız, kendi deneyimlerinden bahsetme fırsatı bulur.

Ciddiyetten kaçının

Çöpü dökmesini istersiniz, o ise bu duruma nükleer atık muamelesi yapar. Tuvalet temizliği, çamaşır ve bulaşık gibi konulara ise hiç girmeyelim. O yine kabuğuna çekilirken, kadın artık dayanamayıp patlar. Ne kadar haklı olursanız olun, cümleye "hep" ya da "hiç" gibi bir sözle başlamayın. Esprili bir girişle başlamalısınız. "Hadi biraz da çöplerden bahsedelim" gibi. Çocuk, temizlik ve ev işlerinin bir kişi için fazla bir yük olduğunu belirtin. O güçlü omuzların sadece yaslanmak için var olmadıklarına inandırın onu.

Sinirlendiğinizi göstermeyin

Kadının sinirleri bozulmuştur ve artık dayanamaz hale gelir. Erkek ise soğukkanlılığını korumaya çalışır. Olan olur ve kadın ağlamaya başlar. Erkek "Ağlamanın bir faydası yok" diye bağırır. Bakar ki değişen bir şey yok, "Ağlasın, bana ne" deyip, bay buz kalıbı modunda yine sessizliğine çekilir. Sesinizi yükseltmek, tabakları duvarlara fırlatmak, kapıları çarpmak belki size ağlamaktan daha rahatlatıcı gelebilir. İyisi mi kendinizi dışarı atın ve şöyle bir dolaşıp gelin. Döndüğünüzde onun ne kadar sessiz ve çözülmeye hazır olduğunu göreceksiniz. Böyle sus pus olmasının sizde nasıl bir tesir yarattığını ona anlatın. "Sessizliğin beni fazlasıyla kırıyor. Bu durumda ne istediğini anlayamıyorum" diyebilirsiniz. Bir şey söylemeye başlarsa, "Bunu gerçekten doğru mu anladım?" diye söze başlayıp söylediği cümleyi tekrar edin.

İltifat etmiyorsa

Hangi kadın istemez ki eşinin ya da sevgilisinin ona iltifatlar etmesini. Ama erkeğinizin ruhuna yapışan o konuşmama, içine kapanma inadı sizi iltifatlardan mahrum ediyor. Bu doğal olarak sizin ruh halinizi de etkiliyor. Erkeğinizin ağzından iltifat sözcükleri duymak istiyorsanız, hareketlerinizi biraz gözden geçirin. Erkekler, aynanın karşısına geçip "Bu bana çok yakıştı. Böyle çok güzel görünüyorum" diye kendi kendisine konuşan kadınlar karşısında susmayı tercih eder. Kıyafetinizle sessizce yanından geçin. İşte o zaman cazibenize dayanamaz ve ağzından kelimeler dökülür. Mutfaktaki hünerinizle de iltifat alabilirsiniz. Örneğin ona uzun zamandır pişirmediğiniz en sevdiği yemeği yapın. Hangi erkek en sevdiği yemeği yapan kadını iltifatsız bırakır ki.

300 kişiyle yattı

21/7/2007
Askerde öğrendi
Eşinin 'Çıplak Tenimin Hafızası' adlı kitabında kendisini 300 erkekle aldattığını öğrenen koca boşanma davası açtı.


300 kişiyle yattığını açıkladıktan sonra kimliği ortaya çıkan öğretmene kocası boşanma davası açtı.
      Şebnem Berrak" takma adıyla yazdığı "Çıplak Tenimin Hafızası" kitabında tam 300 kişiyle birlikte olduğunu anlatan ancak daha sonra gerçek kimliği ortaya çıkan İngilizce öğretmenine, halen askerde olan eşi boşanma davası açtı.
      300 erkekle aldatıldığını birliğinde gazetelerden öğrenen elektronik mühendisi koca, eşinden toplam 140 bin YTL tazminat ile 5 yaşındaki oğlunun velayetini de istiyor. Davanın dilekçesinde çiftin 2002'de evlendiği, tesettürlü olan kadında başlayan değişimin, para kazanmasıyla daha da hızlandığı ileri sürüldü. Dilekçede şöyle denildi: "Davalı, öğle saatlerinde okuldan çıkmasına karşın eve dönmüyor, eşine yalanlar uyduruyor ve eve geç saatlerde gelerek sürekli tartışmalara sebebiyet veriyor. Ayrıca davalı eşini sürekli küçümseyerek, toplum içinde fiziki görüntüsüyle alay edip, her fırsatta kendisinin uzun boylu zayıf erkeklerden hoşlandığını, davacının kilolu olduğunu ve bu sebeple beğenmediğini belirtiyor. Tartışmalarda 'Sen erkek misin? Yatılı okulda okumuşsun belki senin erkekliğin orada bitmiş. Erkek olsaydın .... gibi olurdun' sözlerini sarf ediyor."
     
      ERKEKLERLE CHAT'TE
      Dilekçede ayrıca kadının son zamanlarda bilgisayara merak sardığı, buna eşinin "hiç olmazsa bu sayede evde kalıyor" diyerek ses çıkarmadığı, ancak erkeklerle chat yaptığını fark etmesi üzerine tepki gösterdiği, bunu bahane eden öğretmen eşinin bazı geceler eve gelmediği iddia edildi. Dilekçede tartışmalar sırasında Y.Y.'nin, eşinin üzerine bıçak ve şişlerle yürüdüğü, hatta bir defasında göz yaşartıcı sprey sıktığı da öne sürüldü.
      Genç öğretmenin kocasına psikolojik ve fiziki baskı uyguladığı iddia edilen dilekçede ayrıca Y.Y.'nin burun ameliyatı olma bahanesiyle yattığı hastanede göğüslerine silikon taktırdığı ileri sürüldü. Halen anneannesinin yanında bulunan küçük çocuğun duruşma günü beklenilmeden alınıp, babasına verilmesi talep edildi.

Haberturk

Artemis’ten “İntikam Fırtınası”

17/7/2007


Adli tıp biliminin ustalıkla kullanıldığı, şeytanın doğasına nüfuz eden bir roman… Catherine Ferry. Dünyaca tanınan, New Orleanslı  bir adli tıp uzmanı. …Ve içinde fırtınalar kopan bir kadın. Cani suçluların hayatına yaklaştıkça kendi sisli geçmişi ve korkunç kabuslarıyla da boğuşan, farklı biri.

Bir gün Cat, bir cinayet vakası karşısında soğukkanlılığını muhafa edemeyerek panik atak krizi geçiyor. Kriz ikinci bir cinayette de tekrar edince, biraz uzaklaşıp kendine zaman ayırmaya karar veriyor Cat. Ailesinin Mississippi’deki evine gittiğinde geçmişin kanlı lekesi beklenmedik bir biçimde çıkıyor karşısına. Halının üzerindeki kanlı ayak izleri…

Soruşturma ekibi tarafından yarım bıraktığı işine geri çağrılsa da, geçmişinden bir fotoğraf karesi gibi yansıyan bu görüntüyle, onlarca yıl geride kalmış bir olayı yeniden gündeme getirip izlerden DNA örneği almaya karar veriyor. Dengesini altüst eden kâbusları, bütün hayatı boyunca yaşadığı vahim olayları parça parça hatırlayıp bir araya getirmesine yarıyor ve New Orleans’ta işlenen seri cinayetlerin ailesi ve geçmişiyle bağlantılı olduğunu FBI’la birlikte Cat de fark ediyor. 
Kan ve intikam bir fırtına gibi, hücuma geçiyor…

“İntikam Fırtınası, ilk sayfadan itibaren sizi içine çekiyor ve gecenin derinliklerine doğru giden bir yolculuğa sürüklüyor. Cat Ferry, müthiş bir karakter.”
Lisa Scttoline, New York Times çoksatarı Killer Smile’ın yazarı

“Greg Iles’ın bakış açısındaki ihtiras ve muhteşem finallerindeki tatmin edici infaz, son sayfa kapandıktan çok sonra bile insanı yerinden zıplatacak güçte.”
Dan Brown, New York Times çoksatarı Da Vinci Şifresi ’nin yazarı

“Iles, gelmiş geçmiş en kendine özgü ve en sürükleyici roman yazarlarından biri.” The Denver Post

Greg Iles, 1960, Almanya doğumlu. Gençliğini Natchez, Mississippi’de geçirdi ve 1983 yılında bölge üniversitesinden mezun oldu.
Greg Iles, popüler kurmaca yazarlarının kullandığı genel geçer formüle uymayıp farklı türleri karıştırmayı üslup edindi. Ve buna rağmen çok okunan bir yazar olmayı başardı.
Iles’ın romanları bugüne dek yirmiye yakın dile çevrildi ve bu ülkelerin çoğunda listelere girdi.
Yazar, boş vaktinin büyük bölümünü müzik yaparak geçiriyor. Efsanevi grup The Rock Bottom Remainders’ın bir üyesi. Ki bu grup, Dave Barry, Ridley Pearson, Stephen King, Scott Turow, Mitch Albom ve James McBride gibi fazlasıyla meşhur yazarlardan oluşuyor.

Aşkım benden üstün olmalı

28/6/2007

  Dört aydır hayatında kimse olmadığını söyleyen Eylem Şenkal, bu yalnızlığa son verecek kişinin mutlaka kendisinden üstün olması gerektiğini söyledi.

Ünlü manken "Birlikte olacağım kişinin sportmen olması tercih sebebi... Ona hayranlık duymam gerekiyor. Eğer ben bir dil biliyorsam, o iki dil bilmeli" dedi.

Dört aydır hayatında kimsenin olmadığını söyleyen Eylem Şenkal, bu yalnızlığa son verecek kişinin olmazsa olmaz özelliğini açıkladı: "Birlikte olacağım erkek benim ağırlığım altında ezilmemeli!"

Bir tiyatro oyununda rol almaya hazırlanıyormuşsunuz. Bu tiyatro sevdası nasıl başladı?

1998’de "Böyle mi Olacaktı" dizisinde rol almıştım. Yönetmen Murat Kürüz’den tiyatroda da boy göstermem yönünde bir teklif geldi. İçimde de tiyatro aşkı olduğu için kabul ettim ve ilk adımımı attım.

l Bu ilk denemede sahneyi kimlerle paylaşacaksınız?

- Öncelikle Müjdat Gezen gibi bir devle birlikte sahneye çıkacak olmanın gururunu yaşıyorum. "Oyuna Gelin, Oyuna Gelmeyin" adlı bu oyunda Tiyatrohane oyuncularıyla aynı sahneyi paylaşacağım. Kemal Kuruçay, Serhat Özcan, Evin Esen, Yıldırım Öcek, Cengiz Okuyucu ve Müjdat Gezen destekli oyuncularla birlikte olacağım.

l Ne tür bir oyun bu?

- Komedi türünde... Dans ve müzik ağırlığı da var.

l Perdeyi ne zaman açacaksınız?

- 6 Temmuz’da, Kadıköy Nazım Hikmet Sahnesi’nde perde açacağız. Çıkacağımız turneyle de bu oyun bütün Türkiye’ye ulaşacak. 15 Temmuz’dan itibaren Çanakkale’den yola çıkıp Akdeniz’e kadar gideceğiz.

l Başka projeleriniz var mı gündemde?

- Star TV’de "Olmaz Böyle Bir Şey" adlı programım başlayacak. O programda magazin dünyasındaki gelişmeleri değerlendireceğim.

l Son olarak, hayatınızda özel biri var mı?

- Dört ay önceye kadar bir beraberliğim vardı. Ancak uyum sorunu çektik ve ayrıldık. Benim birlikte olacağım kişiye aşık olmam lazım. Birlikte olacağım kişinin sportmen olması da tercih sebebi... Ona hayranlık duymam gerekiyor. Eğer ben bir dil biliyorsam, o iki dil bilmeli. Ben bir üniversite bitirdiysem, o iki üniversite bitirmiş olmalı. Benden üstün olmalı yani... Benim ağırlığım altında ezilmemeli...

« Önceki :: Sonraki »

A
H
M
E
T
B
A
B
A

B
L
O
G

Sende internette yerini al Türkticareti kullan


AKILDA KALANLAR

Erkekleri anlama klavuzu
3090 kişiyle yattı
İngilizlere göre ihanet kadının geninde var
Vurma zavallı eşeğe
Dizel otomobil neden çok yakıt harcar.


H
O
Ş

G
E
L
D
İ
N
İ
Z

A
H
M
E
T
B
A
B
A

B
L
O
G

KATEGORİLER

Anne ve bebeği
Bilim ve Teknik
Eğitim
Kadın
Magazin
Moda
Sinema
Sosyete

Blogcu ile yapıldı